ZAKKUM İLE ÇOK ÖZEL

02-10-2018 RÖPORTAJHaberID = 710

Alternatif müziğin başarılı temsilcilerinden Zakkum, sahne aldığı ilk yıllardan itibaren büyük bir hayran topluluğu kazanarak yoluna devam etti. ilk albümü zehri zakkum ile müzik piyasasında yerini alan sevilen grup, yoluna 2011 yılında ‘’13’’ isimli albümü ile bir sene sonra max single ‘’ben böyle değildim ‘’parçası ile gündem yarattı. 2013 yılında ‘’hergün sonbahar ‘’ve 2016 yılında ‘’1 gece yarısı ‘’ albümleri ile çıkış yakalayarak. Büyük bir Zakkum hayranı kitlesi oluşturdular. 2018 yılların da son albümleri ‘’hatıran yeter ‘’ ile damgalarını vurarak Türkiye’nin her yerinde en çok dinlenen grup haline geldiler. Bu ay ki Sideface Röportaj köşemiz de konuğumuz Zakkum grubu ve Yusuf Demirkol, Cem Senyücel, Ali Emre Yılmaztürk, Eren Parlakgümüş ile Zakkum şarkılarını ve önümüzdeki günlerde hayranları bekleyen sürprizleri konuştuk. 

SİDEFACE ;Öncelikle röportaj isteğimizi geri çevirmediğiniz için teşekkür ederiz. 1999 yılında Ankara’da başladığınız bir müzik hayatınız var. Önce o yıllardan bahsedelim. Zakkum nasıl bir araya geldi? O yıllarda ismi de Zakkum değildi…

 

EREN: Raindog (Yağmur köpeği) gerçekten çok alternatif ve şaşırtıcı bir gruptu. Gerek repertuvarı gerekse sahne duruşu ve yorumları açısından çok farklıydı. Bu dönemde de takipçilerimizin sayısı bir hayli fazlaydı ve kemik bir kitlemiz vardı. Raindog'un başlangıcından bugüne kadar çok uzun bir dönem geçti. Sizin de bahsettiğiniz gibi zaman ile bir çok şey değişiyor ve gelişiyor. Müziğe yaklaşım tarzımız, sahne duruşumuz, kısacası bize ait her şey bir değişim içerisinde. Bu insanın doğasında olan bir şey. Devamlı değişmek, evrimleşmek. Her zaman daha iyi olacağını düşündüğümüz bir yolda dört kişi koşuyoruz. 

SİDEFACE;Neden isim olarak cehennemin dibinde yetişen bir ağaç yani ‘’ ZAKKUM’’ ismini seçtiniz? Bir felsefesi var mı bu seçimin?

CEM ;Kendi albümümüzü yapmaya karar verince “Türkçe bir isim seçsek iyi olur” dedik. Türkçe şarkıların olduğu bir albüm yapan grubun adı da Türkçe olmalıydı. 2006 senesinde isim değişikliği yaparak “Zakkum” adını koyduk. Zehr–i Zakkum diye bir şarkımız vardı. Biraz albümle alakalı biraz da kendi aramızda beyin fırtınası yaparak Zakkum ismine karar verdik.

 

SİDEFACE ;Dinleyiciyle buluşmak konusunda bildiğinizi mi okursunuz yoksa imaj önemli midir?

Zakkum;Takım elbise bizim hep giyindiğimiz tarz aslında ve siyah giyinmeyi seviyoruz. Bir imaj danışmanımız da yok. Bizim için “Kendimi hüzünlü hissettiğimde dinlemek istiyorum” diyorlar.

SİDEFACE ; Zakkum’un en büyük hayali nedir?

Zakkum;Aklımızdaki, hayalimizdeki tek şey daha fazla şarkı yapmak. Her şarkı bizden kulaklara, kalplere uzanan yepyeni bir yol çünkü. 

 SİDEFACE ; Müzik severlerin dilinden düşmeyen şarkılar ile müzik listelerinde ilk sıraya yerleştiniz. Sanırım yüreklere hitap edince böyle bir hal oluyor. Şarkılarınızı hazırlarken nasıl bir yol izliyorsunuz?

CEM: Şarkı sözlerini ben yazıyorum, müzikleri de Yusuf yapıyor. Düzenlemeleri ise hep beraber yapıyoruz. Artık tamamen oturmuş bir sistemimiz var aslında. Konsantre olunca oldukça hızlı ve disiplinli çalışan bir grubuz. Sıralama olarak; önce sözler, sonrasında da beste geliyor.  

EREN: Bizim şarkılarımız da, küçük çocuklardan yaşlı kişilere kadar her kesimden insan kendine ait bir şeyler buluyor.


 


SİDEFACE; Hala Ankara'da yaşıyorsunuz. Müziğin can damarı olan İstanbul yerine neden Ankara? Ankara sizi müzikal anlamda nasıl besliyor? 
CEM: Ankara bizim evimiz ve biz burada güçlüyüz. Müziğin can damarını İstanbul olarak belirtiyorsunuz ama bugünkü müzik, tiyatro, sinema dünyasında ön planda olan insanların kaçının Ankaralı veya Ankara kökenli olduğunu belki de gözden kaçırıyorsunuz. Ankara, bu ülke sanatının neredeyse tüm kolları için en önemli besleyici kaynaktır. Bence İstanbul'dan da fazla. Biz bu şehirde kurulduk. "Zakkum" ismini alana kadar "Raindog" ismiyle sahne aldığımız dönemlerde bile bin geceyi aşkın sahne performansımız oldu adet olarak. Biz başka bir deyişle bu şehirde büyüdük, bu şehirde güçlendik. Ve bu şehrin seyircisi, bizi hep aileden biriymişiz gibi bağrına bastı. Tüm Zakkum şarkıları da bu şehirde yazıldı ve bestelendi. Biz bu işin İstanbul dışından da yapılabileceğinin canlı kanıtlarıyız. Üstelik Ankara, kolaylıkla bir araya gelebildiğimiz, kolaylıkla üretebildiğimiz tüm imkanları bize sunuyor. Bütün vaktimizi trafikte, bir yerden bir yere ulaşmakla geçirmek zorunda kalmıyoruz. 

SİDEFACE; Yeni albüm müjdesi var mı?

Zakkum; Yeni albüm yolda, çalışmalarımız devam ediyor. 

SİDEFACE ;Bizlerle röportaj yaptığınız için teşekkür ederiz. Bizde de şöyle bir hissiyat uyanıyor, şarkılarınızda ağladığımız zamanlar varken sizlerle karşılaştığımızda, ”Aaa bu kadar güler yüzlü adamlar bu şarkıları nasıl yaptı?” diye düşünüyoruz. 

Yusuf: Sizler nasıl sürekli Zakkum şarkıları dinleyip, Zakkum hüznüyle yaşayamazsanız ben de Zakkum acısıyla gezmiyorum bütün gün. Çok eğlenceli şarkılar da dinliyorum, meyhaneye gidip Müzeyyen Senar da dinliyorum.

SİDEFACE; Sizler yıllardır  kent kültününün içinde ayakta durabilen nadir gruplardansınız. Sizinle beraber birçok grup parlayıp söndü, siz bu durumla nasıl başa çıkıyorsunuz?

Yusuf: Ben bu durumu kentlerle bağdaştırmıyorum. Devamlılık, tutarlılık ve çok çalışmakla alakası var. Sevgi var işin içinde, biz konser vermeyi seviyoruz, kopmuyoruz. Kendini unutturmamak için biraz endişeye ve egoya sahip olmalısın. Sahnede olma hissiyatını unutmamak lazım. İnsanların sana bakan gözlerine ihtiyaç duyuyorsun…

Emre: Biz ilk albümü kaydettiğimiz zaman bütün kayıt çalışmalarımızı İstanbul’da yaptık. Baktık, şehrin sizi bir yorma ve tüketme durumu var, hayatınız yollarda geçiyor, onu çok sevmedik. Ankara’da evimizde hissediyoruz. Stüdyomuza yürüyerek gelip, sizlerle buluşup, kahvecimize on dakikada gidip, kent içinde kendi aile ortamımızı kuruyoruz.