RETROBÜS

25-07-2018 RÖPORTAJHaberID = 668

Cem KaracaBarış Manço ve Erkin Koray gibi birçok ismin şarkılarını yorumlayan ‘Retrobüs’ grubu, konser duraklarındaki pek çok yolcuyla geçmişe 'rocktarma' yapmaya hazırlanıyor...

,

60'ların, 70'lerin ve 80'lerin efsane sanatçıları Cem Karaca, Barış Manço, Erkin Koray ve İlhan İrem gibi daha birçok ismin şarkılarını yorumlayan müzik grubu Retrobüs, dinleyenleri günümüzden alıp, geçmişe götürüyor. Taklitleri kadar kostümleri ve aksesuarlarıyla da dikkat çeken grup, sahnedeki performanslarını tiyatral bir gösteri havasında sunuyor. Konsepti 7'den 70'e herkese ve her kesime hitap eden grup, gün geçtikçe hayran sayısını da katlıyor. 100'den fazla şarkıdan oluşan repertuarıyla 'Retrobüs' grubunun kurucuları Fırat Şahverdi (Solist, Flüt-Saksofon) ve Murat Yerden (Back vokal-gitar) sorularımızı Sideface dergisi okuyucuları için cevapladı:

 

SİDEFACE: Sizi daha önce dinledik bu kadar çoklu olduğunuzu bilmiyorduk üç veya dört kişiden oluştuğunuzu biliyorduk ..

RETROBÜS: Birkaç aydır beş kişi çalıyoruz daha yeni eklendi.

SİDEFACE; Retrobüs' nasıl doğdu?

İsim, 'zamana müzikal yolculuk' projesi fikrinin akabinde doğdu.  Barlarda, konserlerde ve hatta orduevlerinde generaller karşısında Cem Karaca, Barış Manço, İlhan İrem, Erkin Koray, Tanju Okan ve birçok üstadın ses taklitlerini yaparak sergilediğimiz performanslar statüsü, tarafı ve tarzı ne olursa olsun herkesten olumlu reaksion alınca bu potansiyeli kostümlü bir konsepte çevirmek için cesaret kazandık. İsmimizin içine de en önemli felsefemizi gizledik: "Taklitler asıllarını yaşatır. Biz bir amaç değil sadece sizleri geçmişe götüren bir aracız. Ustaları layığıyla anıp geri döneceğiz" cümlesin

SİDEFACE: Festivaller ,turneler sırada hangi şehirler var, biraz programınızdan bahseder misiniz?

RETROBÜS: Evet yaz geldi festival zamanı, bugün burayla başlayan sonra Marmaris, Alanya ,Samsun, Bodrum, Sapanca ve İzmit böyle bir festival turuna çıktık ve haber beklediğimiz yerler de var.

SİDEFACE: Kaç yıldır birliktesiniz ve nasıl bir araya geldiniz?

RETROBÜS: Murat ve Fırat olarak iki kişi başladık, birbirimiz ile askerde tanışmıştık. Sonra bize Ozan eklendi üçüncü olarak, ondan sonra Samet ve dördüncü olarak da son birkaç aydır Yiğit eklendi .Biz 2006 da müzik yapmaya başladık ve öyle tanıştık. Daha öncesinde bir hukukumuz yoktu. Müzisyen olarak tanıştık. Sonra birlikte çalmaktan çok keyif aldığımız için aktı gitti hikaye .Bu grubun içinden Retrobüs doğdu. İki kişilik bir projeyi bir grup haline getirdik. Sevilip talep görünce çoğaldık. Ve daha büyük soundlara çıktık. En son bu şeklini aldı. Bundan sonra nereye gider, bilmiyorum. Şu an beş kişiyiz.

SİDEFACE: Aranız da Konservatuar bitiren var mı ?

RETROBÜS: Bir tek Fırat konservatuar da okudu. O da bitiremedi. Bu nedenle konservatuar mezunu yok. Sahnede anlattığımız hikaye gerçek yani.

SİDEFACE: Grup üyesi seçerken aradığınız özellik var mı?

RETROBÜS : İnsan olması yeterli. Yani adam olması, olarak söylüyorum. Müzisyenliğinden önce biz arkadaş olarak geçinebileceğimiz kişilerle müzik yapıyoruz. Çünkü müziğin sadece notadan veya teknik olarak bir şey basmaktan ibaret olmadığını düşünüyoruz. Yanlış da olsa hata da olsa bugün gördünüz, sahne de samimi bir gruptur .Zaman zaman hata görüyorum ama kimse kimseyi sahnede bozmaz, düşürmez akar gider. Bir sürü seyahate gidiyoruz aynı odada kalıyoruz .Önce adam olması insan olması bizim için önemlidir. .Sonra sıra müzisyen olmasıdır. Ve tabi bunu seviyor olması ,nostaljiden hoşlanıyor olması da gereklidir. Biz bu zamanların adamları değiliz. Bugünün müziğinden çok hoşlanmıyoruz. Biraz kafalar eskilerde bu nedenle; o kafaları yaşayan adamları seçiyoruz.

Sideface: Kıyafetler halen toplama mı yoksa dikilen var mı?

Retrobüs: Bir elden geçme söz konusu oldu .Ama ilk başta toparladığımız kıyafetler ilk başta o sandıkların içerisinden çıktığımız kıyafetlerin orijinalliğini bozmadık. O yarattığımız karikatür tip neyse ona uygun bir şekilde yenilerini ekledik. Pantolon yırtılıyor mesela tekrar aynısını yaptırıyoruz .Onlar artık biziz. Onun rahatlığı var. Kostümler ile biz bütünleştik bambaşka bir karakteriz. Ama olmadığı zaman artık biz başka birileriz.. Bu yüzden üzerimizi çıkardıktan sonra fotoğraf çekilmeyelim ,dedik. Biz önemli değiliz yani onlar önemli amacımız gizem yaratmak değil .Grubun sloganı ; taklitler aslını yaşatır .Biz bir aracız. Sadece bu halde gözükmemek ise onu destekleyen bir argüman oluyor. Orada çıkan adamlar bir çizgi karakter olarak çıkıp ustaları anıp iniyorlar. Sahneden iniyoruz ve kimse bizi tanımıyor. Bu çok güzel bir rahatlık.

Sideface: Şarkılarınızı nasıl seçiyorsunuz, aynı tarzda aynı şarkıları mı çalıyorsunuz, yoksa sevdiğiniz parçalara göre mi karar veriyorsunuz?

Retrobüs: Mesela bugün de oldu ara sıra da oluyor. Bir ana akış var.Biz bir hikaye anlatıyoruz çünkü, bir tiyatro gibi düşünüyoruz Retrobüs’ü ,daha çok teatral bir müzik gösterisi gibi. Ana bir omurgası var .O omurgayı sürdürüyoruz . Sahne de birinin aklına bir şey geliyor ve bağırıyor ‘’ çat’’ diye Fırat giriyor, o sırada ilk defa çalıyor oluyoruz dediğim gibi bugün de oldu.Tamamı ile spontane.Hiç çalmadığımız daha önce olmayan bir şarkıyı girdi ve hepimiz birbirimize bakıp paldır güldür girdik .Akış bu buna uyacağız gibi bir grup değiliz. Sahne de seyircinin bizi şekillendirmesine izin veriyoruz .Bu yüzden sürekli aynı şarkılar olmuyor. Repartuarda altı yüz kadar şarkı var. Bir de böyle sürprizler çıkıyor, onlara da kapımız açık.

Sideface: Manavgat’ımız hakkında ne düşünüyorsunuz?

Retrobüs: Manavgat’a çok geldik. Özellikle grubun huzur seven elemanları gruba bayıldılar .Hem küçük hem de her şey var. İnsan profili çok düzgün geldi bize bilmiyoruz. Memleketim İzmir değil ama İzmir’de büyüdüm. Çoğu yazlık yeri grupla olsun bir şekilde gezdim. Manavgat’ın benzeri Seferihisar var İzmir’de Türkiye’nin ilk Cittaslowudur. Yavaş şehir anlamına gelir. Bir gün orda yaşayacağım bir gün orda emekli olacağım gibi düşünüyordum. Buraya geldikten sonra şunu dedim: Manavgat’a kesinlikle Cittaslow ünvanı verilmeli hatta belediye başkanı bunun için bir atak yapmalı. Deli gibi bir kültür hazinesi var. Side’deki tapınaklar olsun bayağı dolaştık şehri. Saymakla bitmeyecek şey var. Onların da değerlendirilmesi lazım. Sadece denizi coğrafyası değil öyle eşsiz bir tarafı var ki;Biz çok tatil yeri gezdik. Bir barlar sokağı olur müziklerin zup zup bir birine karıştığı insanların üst üste durduğu ,onun tatil diye nitelendirdiği yerlerden kaçan insanlar olarak. Manavgat’ın hem turistik yanının bu kadar yüksek olup, hem bu tarz şeylere ihtiyacı olmaması ,kendi karakterinde bir sahil, kendi karakterinde mekanlarının olması çok hoş . Manavgat’ı Seferihisar’dan sonra ikinci sıraya koyuyoruz.

Sideface :Yaşadığınız ilginç bir anınız var mı? Anlatır mısınız?

Retrobüs: Evet çok var. Ama en hoşuma gidenini anlatayım .Grubun kıyafet esprisiyle alakalı. İnsanlar kıyafetlerle bizi tanımıyorlar. Beykoz’da bir şenlik esnasında kırk bin insan var. Büyük bir kalabalık, sahnedeyiz çaldık ve çok mutluyuz ,seyirci bizi çok sevdi. Şarkılar herkesin bildiği, özlediği şarkılar olduğu için seyirciyi direk içine alıyor .Bizden sonra da Mustafa Ceceli sahne aldı. Bizim çıkışı kapatmış. Araçla girmesi gerekmiş. Bizim girdiğimiz alan kapalı. Bizim bir şekilde seyircinin arasından çıkmamız gerekiyor veya konserin bitmesini beklemeliyiz.. Yorulmuşuz konserin bitmesini beklemek istemiyoruz. Herkes eve gitmek istiyor. Dedik ki; şuradan yaralım elli metre falan yürüyeceğiz. Bizim insanların arasına girdiğimiz gibi kostümlerle bizim üzerimize atladılar. Sevgi gösterisi, fotoğraf çekmek isteyenler, mümkün değil ilerleyemiyoruz. Abi geri dönelim çıkamayacağız. Enstrümanlar kırılacak, dedik. Geri döndük sahnenin arkasında üzerimizi değiştirmeyi akıl ettik. Normal kıyafetlerimizi giyip öyle geçtik. Az önce bize sarılmak fotoğraf çektirmek isteyenle; ya çekil ,nereye geçiyorsun falan az daha dayak yiyecektik .Geçmemiz çok kolay oldu. Trajikomik bir hikaye oldu bizim için. Yine benzer bir hikaye çaldık, indik üzerimizi değiştirdik. Gitarım sahnede kaldı, almaya gittik. Güvenlik görevlileri bizi sahneye geçirmiyor. Benim, gitarımı alıp gideceğim diyorum. Bana, yok sen değilsin, diyorlar. İnandıramadım adamı kendimin olduğuna. Güvenlik görevlisine konser bitmiş laf anlatmaya çalışıyorum. İşte o benim falan adam nerden, inanabilirim taklit yapsana diyor. Ek olarak grubun ilk kurulduğu zamanlarda çok belirgin olmayan bir televizyon kanalı bizi çağırdı. Çok heyecanlandım annemi aradım. Anne dedim televizyona çıkıyorum. Tamam, oğlum dedi. Konu komşuyu toplamış televizyon başındalar. Çıktık, neyse sorular geliyor. Sıra bana geldi .Kostümü bir yerlerden bulmuştum ama konuyu anneme getirmek için kostümü annem yaptı dedim. Anneme de buradan selam gönderiyorum, dedim. Öyle deyince ; annem yapmadığı için üzerine alınmamış. Bitince annemi aradım anne nasıldı? dedim. Güzeldi de öbür çocuk annesine selam gönderdi sen neden göndermedin? dedi. Hiç üzerine alınmamış. Anamız babamız tanımıyor ki güvenlik görevlisi artık nerden tanısın diyoruz.