FARUK K. İNSAN KAYBETMEYİ DEĞİL,HAYATTA İNSAN KAZANMAYI SEVİYORUM.

26-09-2017 RÖPORTAJHaberID = 479

SİDEFACE; Faruk Bey, sizi biraz tanıyabilir miyiz?

1973 İstanbul doğumluyum. İstanbul Yapı Meslek Lisesinden mezun olduktan sonra 2 sene amatör tiyatrolarda oyunculuk yaptı. 1991 senesinde başladığım özel dans derslerinin ilk meyvelerini ‘’muhabbet’’ müzikalinde Şener Şen ve Emel Sayın’ la aynı sahnede dans ederek ve rol alarak topladım.
Aynı sene Yonca Evcimik ile başladığım dans serüveni 9 yıl profesyonel olarak devam ettim.
Dansı hayatımda yaşam felsefesi olarak seçtiğim yıllarda, bestecilik ve söz yazarlığını ilham perilerim tarafından, bir kış gecesi kalbime ve ruhuma hediye edildi. Yetmemiş gibi birde vokal performansım eklendi.
1996 senesinde çıkarttığımız Bir Kaç İyi Adam grubu ile ilk single, ardından Çıtır Kızlarla aynı kaseti paylaştığımız 2. albüm ve konservatuar Mimar Sinan Üniversitesi Modern Dans Bölümünden mezun oldu.

Konservatuar yıllarımda sanat yönetmenliği ve koreografı üzerinde yaptığım araştırmalar sonucunda birçok sanatçı arkadaşımın kliplerin de konser ve televizyon programlarında çalışma keyfini yaşadım..

SİDEFACE; Faruk K., sahne ile ilk nasıl tanıştı?

Ben sahnenin tozunu ilk tiyatro sahnesin de yuttum. Arkasından çocuk tiyatroları, müzikaller ,dans serüveni ve konservatuar sonrasın da ‘’azar azar’’ şarkısı ve albümler ile Faruk K. serüvenleri başladı ve devam etti.

SİDEFACE ;Faruk K. ‘nın kendin de en sevdiği ve sevmediği yönleri nelerdir?

Ben kendimde en çok azimliliğimi seviyorum. Bir takım zorlukları, bir takım çirkinlikleri, bir takım engelleri( özellikleri bizlerin camiasında) ancak sanata olan aşkınız ve sevginiz ile aşabilirsiniz. Kısaca; azim bizim meslek kariyerimizde çok önemlidir. Sevmediğim yönüm ben biraz asabiyim,

‘’ASLINDA HEPİMİZ BİRER HASTAYIZ.VE MÜZİK BİZİM İLACIMIZ’’

SİDEFACE; Koç burcusunuz, peki burcunuzun en belirgin hangi özelliklerini taşıyorsunuz?

Evet, koç burcuyum. Burcumun en belirgin özelliği çabuk sinirleniyor olmam. Bu da mükemmeliyetçiliğimin den kaynaklanıyor. Her şey dört dörtlük olsun istiyorum. Dürüstlük, samimiyet içerisinde olsun .Ama bazen kendimi tutamıyorum. İşte bu dönemlerim de yakın dostum ve iş arkadaşım Zeynep Dizdar beni uyarıyor, yön gösteriyor, dinginleştiriyor.. Zamanın ve yaşın verdiği olgunlukla da artık daha sakin olmayı öğrendim. Zaten kalp kırmayı sevmiyorum, sonrasında çok üzülüyorum. Ve gönül almaya çalışıyorum. Ben İyi kalpli bir insan olduğumu düşünüyorum. Bunun için insan kaybetmeyi değil, hayatta insan kazanmayı seviyorum. Âmâ tabi ki; sildiğim insanlar olmadı mı? oldu. Kimileri dostum, kimileri sevgilim, kimileri iş arkadaşım hayat ama devam ediyor. İşte hayatın bu tarz zorluklarını müzik ile dans ile tedavi etmeye çalışıyorum. Aslında hepimiz birer hastayız. Ve müzik bizim ilacımız.

SİDEFACE; Siz hem şarkıcı, hem söz yazarı, hem bir dansçı, hem bir eğitmensiniz. Yeni projelerde yer alırken bu özelliklerinizi harmanlıyor musunuz?

Tabi ki; kesinlikle. benim şarkıcılıktan ziyade söz yazarlığım ve besteciliğim daha ön planda ve bunun akabininde öğretmenliğimi seviyorum. Çünkü kendimi 6 senedir çocuklara kendimi adamış durumdayım. Ana okulunda 3-6yaş grubuna bale, modern dans ve jimnastik öğretmenliği yapıyorum. 300 üzerinde öğrenci mezun ettim. Zeynep Dizdar ile beraber kurduğumuz ‘’ Faruk K. Çocuk tiyatrosu’’ çocuk müzikali var. .

SİDEFACE; Zeynep Dizdar ile çalışmak, aynı sahne de yer almak nasıl bir duygu?

Zeynep hanım benim çok eski dostum. Beni çok iyi tanır, bilir. Hatta beraber iken benim hayatımdaki eksi yanlarımı artıya çeviren bir yönüm diyebiliriz.

6)Tercih yapmak zorunda kalsanız ,şarkı söylemek mi, beste yapmak mı?

Aslında ben bu işin mutfağında çalıştım. Bacground olarak, menajerlik, prodüktörlük yaptım. Zeynep Dizdar’ın ilk menajeri idim. Demet Akalın, Zeynep Mansur vardı. Benim aslında altın bileziğim dans etmektir. Aslında şöyle değerlendirmek lazım oyunculuktan ,dansçılığa, dansçılıktan solistliğe geçtim. Âmâ hepsinin arasında söz yazarlığım ,besteciliğim hep vardı. Ben yazmayı daha çok tercih ediyorum. Âmâ başkalarının sesinden, benim yazdıklarımı duymak daha da onur verici oluyor. Benim için bu keyifli bir başarı oluyor. Kendi sesime yakışan şarkıyı kendime yazamıyorum. Böyle bir eksiğim var. Başkalarının sesini ve duygularını daha kolay yazabiliyorum. Bu nedenle başkalarının duygularını hissettiklerini okumaya gayret ediyorum. Aslında bu benim için bir yansıma. Müzik adına yazdığım şarkıları güzel seslerden, yorumculardan duymak beni mutlu ediyor. Yine de şunu da es geçemeyeceğim başka bir enerjiye, bakış açısına sahip olduğumu düşünüyorum. Zaten bir insan dolu olmazsa, tüm bunlar olamaz. Ben 25 senedir bu piyasanın içindeyim. Allah’ın bize bahşettiği büyük bir yetenek bu, çok şükür.

‘’AŞKIN VAR OLDUĞUNA ARTIK İNANMIYORUM’’

7)Aşk’a aşık mıyız?

Ben aşk’a aşık değilim. Çünkü, ben aşkın olduğuna artık inanmıyorum. Dönem değişti, insanlar değişti. Sevgi diye bir şey kalmadı, hoşgörü kalmadı. internet ve sosyal medya insanların duygularını tamamıyla yediler, bitirdiler. Aşk randevu verip ,o randevuyu beklemekti. Sevdiği insan için bir jeton alıp, kuyruğa girip o insan için beklemekti. Bir kafe de oturup, üç yada dört saat konuşmaktı. Şimdi ise ellerde bir telefon konuşma yok. Ben bu nedenle Aşk’a inanmıyorum. Hızlı iki jenerasyon arka arkaya geldi. Biz şanslı idik. Annelerimizden ,babalarımızdan aşkı bilirdik. Biz onlardan gördüğümüz sevgi ve saygı ile aşkı gördük, öğrendik ve inandık. Fakat; toplum ve dünya bizim bunu yaşamamıza izin vermiyor. Ya yeni jenerasyonu takip edeceksiniz, yada tamamı ile dış dünyayı kapatıp, iç dünyanızda organik bir hayat yaşayacaksınız. Ancak o zaman aşkı bulabilirsiniz. bu tarz insanları bulmak çok zor. Bu nedenle ben şu an için aşka inanmıyorum. Günü birlik hoşlanmalara, günü birlik enerji paylaşmalarına, günü birlik tüketmelerine karşıyım. Ben gerçek aşkı çağırdığımda da olmadığı için inanmıyorum. Olsa hemen kapatırım sayfayı, tuttuğum eli sonsuza kadar bırakmam, ömrümün sonuna kadar devam ederim. Bu da olmadığı için aşkın varlığını düşünmüyorum. İnsanların bir birlerini mutsuz etmekle ilgili sorunları olduğunu düşünüyorum. Kendi mutsuzlukları birbirleri arasındaki ilişkilerinin yıpranmasına sebep oluyor. Mutsuz insanlar çoğunlukta ve mutlu insanların enerjilerini emiyorlar.

8)Yaptığınız şarkılardan ,bestelerden size göre en özeli hangisidir?

‘’Bana geri dön’ ’parçam ve ‘’sevda durakları’’ benim için özeldir. İlk bestelediğim şarkı ama Pınar Aylin’in ‘’adam olaydın da beni alaydın’ ’parçasıdır. Çıtır Kızlar’ın ‘’yaşanacak ise yaşanacak’ . Bestelerimin hepsi güzel, hepsi kıymetli. Zeynep Dizdar’a yazdığım ‘’son bir rica’ ’çok özel bir şarkıdır. Gerçek bir hikayesi vardır o şarkının ve kitleler tarafından çok sevildi. Çocuk gibidir hepsi ,tüm bestecilerin dediği gibi.

SİDEFACE ; ‘K’ HARFİNİ İNTERNETTE NASIL SATIŞA ÇIKARDINIZ?

Önce bana bir telefon geldi, Faruk K.nın ‘k’sı satılıyor olarak bir projemiz var, sizin de onayınız olursa, başlatmak istiyoruz dediler. Ama bunun sebebini iki hafta sonra açıklayacağız. İki hafta içerisinde çok eleştirileceksiniz ama iki hafta sonra açıklayacağız ,dediler. Ve bende kabul ettim. Bu proje aslında bir sosyal sorumluluk projesi idi. Pembe bir ‘’K’’ anlamı ise kadınlarla alakalı olarak göğüs kanserinin pembe kurdele olmasıydı. Ve tarih olarak 5 mayısta satışa çıkardık. 5-10 Mayıs dünya göğüs kanseri haftası, duyarlılık gösterebilmek ,insanlarda bir farkındalık yaratmak için bu sisteme başvurduk. Bunu da açık arttırmayla satışa sunduk. Buradan kazandığımız parayla da göğüs kanseri tedavisi olacak bir bayana yardımda bulunduk, başarılı bir proje idi. Bu nedenle satışa çıktı ve iki hafta çok eleştirildi. Normalde 1 ay dayanabilseydim daha çok ses getirecekti. Ama hoşgörüsüz bir toplumda yaşadığımız için yapılan eleştirilere göz yummak pek kolay olmuyor. Bu tarz projelerde biraz güçlü bir karaktere sahip olmak gerekiyor. Ve ben o kadar güçlü bir karakter değilim. Biraz duygusal bir yanım olduğu için zoruma gitti. Daha sonra abisi kanserden vefat eden bir mali müşavir K ‘yı satın aldı .Ve yardımlar yerini buldu.

FARUK K. SİDEFACE OKUYUCULARINA SORUYOR; SİZCE ŞU AN ÇIKAN HANĞİ ŞARKI 15 SENE SONRA DİNLENECEK?

SİDEFACE ; SİZCE ESKİ VE YENİ MÜZİK PİYASASI ARASINDA FARKLAR NELERDİR?

Çok farklar var, günümüzdeki ve 90’ lardaki tını, 90 lardaki felsefeyle suanki birbirine hiç tutmuyor. Bu nedenle 90’ lar asla unutulmayacak. 90 ‘lardaki müzikler 10 sene 20 sene sonra bile dinlenmeye devam edecek. Bende şu an Sideface okuyucularına soruyorum; Sizce şuan çıkan hangi şarkı 15 sene sonra dinlenecek? Bence hiç biri. Sadece tüketilmeye yönelik bir müzik camiasına dönüşüldü. Bu yüzden eskiyle yeni arasında uçurum farkı var.

SİDEFACE ; FARUK BEY,SİZCE SON DÖNEMDE EN İYİ ÇIKIŞ YAPAN ŞARKICI KİM?

Ben Bruno Mars hayranıyım. Aynı zaman da Madonna fanıyım. Hatta en son Amsterdam konserine Zeynep’i de götürdüm, beraber izleme fırsatı bulduk.. Mükemmel bir performans, harika danslar muhteşem bir felsefi bakışa sahip. Gerçek şovu burada gördüm. Şov dediğin , aslında insanlara ne vermek istendiği, nasıl bir yön çizmek istendiğidir. Madonna buna bir yön veriyor. Fakat son dönemde Bruno Mars benim için dünya starı. Harika bir yorumcu, kendime çok yakın buluyorum. Keşke Türkiye’de de böyle bir alt yapı sağlayabilse idik. Türkiye ise benim gözümde böyle bir çıkış yapan sanatçı Edis.

SİDEFACE;SON OLARAK EKLEMEK İSTEDİĞİNİZ BİR ŞEY VARMIDIR?

Öncelikle bu samimi röportaj için bende çok teşekkür ederim. Seviyeniz derginiz ,çizginiz ve elektriğiniz muhteşem. Yolunuz açık olsun. Bir de Manavgat’ınızın güzel bir tiyatrosu varmış. Her zaman gönüllü olarak destek vermeye hazırım.